Analiz Beşiktaş Erkek Basketbol Takımı

ÇÖKÜŞ

Written by Kartalbasket

Beşiktaş basketbolu son yılların en kötü dönemini yaşıyor. Sezona büyük umutlarla, geçen sezonun üzerinde bir başarı yakalayacağız parolasıyla çıkarken, geçen sezon ki başarısızlıktan bile kötü bir duruma gelmek ise bu kötü dönemin adeta kısa bir özeti oldu. Bu yazıda elimden geldiğinde sorumluları aramaya çalışıp takdiri size bırakmayı düşünüyorum.

2012-2013

Çöküşün başlangıcı 3 kupalı sezonun sonuna dayanıyor. Yeni yönetim bir anda yarıştığı bütün kulvarlarda şampiyon olmuş bir takım için en doğru kararı vermek yerine günü kurtarmak gibi bir hataya düşüyor ve hikaye burada başlıyor. Sponsor yoksa bende yokum diyerek takımdan ayrılan Ergin Ataman’ın yerine takımı en iyi tanıyan, şubenin mekaniklerini en iyi bilen ve teklif yapılması halinde büyük ihtimal kalacak olan Yağızer Uluğ’a Pazartesi günü için randevu verip, hafta sonu Erman Kunter ile sözleşme imzalanması maalesef “günü kurtarmanın” en net örneği. Bu sürecin sonunda Yağızer Uluğ da Ergin Ataman’ın yanında ezeli rakibimiz Gs Liv Hospital’a gidiyor ve yıllar sonra orada da şampiyonluğa ulaşıyordu. Tüm bunlar yaşanırken Euroleague oynayacak olan Beşiktaş sponsor bulamıyor, parasını ise iliklerine kadar kötü harcayarak geçtiğimiz sezonun çok çok gerisinde bir kadro ile mücadele etmek zorunda kalıyordu. Malesef  “artık geri adım atmaz, hep şampiyonluğa oynar” dediğimiz Beşiktaş’ımız geçmişe dönüş yaparcasına playoff ilk turunda Banvit’e elenerek sezonu erken kapatıyordu.

Aslında geçtiğimiz sezona nazaran başarısızlıktan daha büyük sorunlarımız vardı. Şube yöneticilerinden Batur Şulen sosyal medya üzerinden önümüzdeki dönemde koçumuz olacak olan Ahmet Kandemir ile birlikte mevcut koç Erman Kunter’i eleştiriyor, Erman Kunter’in takımın önünü kapadığı imasında bulunuluyordu. Ertesi sezon beklenildiği üzere Erman Kunter takımın başından ayrılırken koçluk görevine Ahmet Kandemir getirildi ve “sosyal medya üzerinden” eleştirilen Erman Kunter basketbol direktörlüğü görevine getiriliyordu.

2013-2014

Önceki sezona nazaran özellikle Doron Perkins transferiyle birlikte fena olmayan bir performans sergileyen takımımızda koç dışında herşey yolunda gibi gözükürken Lofton’un büyüsü sayesinde bir anda Eurocup’ta çeyrek finalin kapısında belirdik. İçeride 17 sayıyla mağlup ettiğimiz Nizhny’e deplasmanda  24 sayıyla mağlup olup büyük bir fırsatı teptik. Ligde de ezeli rakip Gs Liv Hospital’i eleme noktasına getirmeyi başardık fakat deplasmanda kazanılan maçın ardından ülkemizin yaşadığı Soma faciası ve Colton Iverson’ın kadroya alınmaması sonucunda içerideki maçı kaybedip playoff macerasından da böylece başarısızlıkla ayrılmış olduk.

2014-2015

Herkes Ahmet Kandemir’in istifa etmesini beklerken basketbol direktörü Erman Kunter ülkesinde koçluk görevine geri dönüp bayrağı Yiğiter Uluğ’a devretti. Türk basketbol kamuoyunda çoğu kişi tarafından sevilen, takdir edilen Uluğ’dan Beşiktaş taraftarı da oldukça umutluydu fakat Ahmet Kandemir’le devam etme kararı ve sezon içinde taraftarı suçlayan, şubede herşeyin güllük gülistanlık olduğunu, taraftarın da bunu sabote etmemesi gerektiğini öne süren Uluğ’a olan güven maalesef azalıyordu. 7 maçlık mağlubiyet serisinin ardından suni olan iyi hava da dağılıp Ahmet Kandemir biraz geçte olsa görevinden ayrılıyordu. Sezon sonuna kadar playoff şansını sürdüren Beşiktaş, yeni koç Dettmann ile bu hedefe ulaşamayıp 17 sene sonra playoff dışında kalıyordu. Bu sezonun sonunda da lige başladığımız 2 oyuncu ( Tyler Stone , Patrick Miller) ve koç sezonu 2. ligde tamamlıyordu. Yapılanan bir kulüp için oldukça trajedik bir durum değil mi?

Tüm bu sezonların ardından taraftarı “yapılanıyoruz” diyerek sakinleştirmeye çalışanlar, ahbap çavuş ilişkileriyle şubede söz sahibi olanlar ve bu tarz başarısızlıklarda bile taraftarı suçlayanlar yapılanmanın sadece sözde olduğunu bizlere göstermiş oldu. Yapılanmanın sonunda elimizde kalanlar ise sırasıyla “2 playoff ilk turu, 1 normal sezon 9. luğu. Euroleague Son 16, Eurocup Son 16 ve Eurocup Son 32 turu ve Ryan Broekhoff” oldu. Malesef bu da bizlere yapılanmanın başarısızlıkla sonuçlandığını gösteriyor. Umarım hâla yapılanmıyoruzdur ve sorumlular gerekeni yaparak görevlerinden ayrılma erdemini gösterebilirler.

Beşiktaş basketbolu için gelecek tamamen belirsiz. Önümüzdeki sezonun bütçesi, yeni oyuncular, bench arkası koltuklar kime peşkeş çekilecek, kim eşini dostunu şubeye sokmaya çalışacak merak konusu. Benim dileğim ise her zaman olduğu gibi iyi bir takım izlemekle birlikte “gerçekten” yapılanmak. 20 bin kişi önünde ard arda Fenerbahçe Ülker, Galatasaray Liv Hospital ve Anadolu Efes’i mağlup ederek şampiyonluk kutlayan, almadık kupa bırakmayan takımın 3 yıl içinde bu hale düşmesi araştırılması gereken bir tez konusu. Sonuç olarak dipteyiz ve ışığa ulaşmak için yoğun bir özveriyle çalışıp hata yapmadan bazı taşları yerine koymak gerekiyor. Bu potansiyel Beşiktaş’ta her zaman var oldu fakat daha önce yazdığım “iyi Beşiktaş’lıların” eş dost ilişkileriyle boşa harcandı. Artık daha fazla vakit kaybetmeyelim ve ezeli rakiplerimizin Euroleague’de boy gösterip final four oynadığı ortamda atak yaparak o seviyeye ulaşalım.

Fevzican Özbek – KartalBasket.org

About the author

Kartalbasket

Leave a Comment