Analiz Yazarlar

Soruyoruz!

Written by Kartalbasket

Beşiktaş basketbolu her geçen gün kötüye gidiyor. Son oynanan Paris maçıyla Avrupa defterini de kapattık. Yani kısacası elimizde sadece lig kaldı ki son aylardaki performansımıza bakarsak o da hüsran olacak gibi gözüküyor.


Kartalbasket olarak işin teknik taktik kısımlarına gerek Hangouts yayınlarımızda gerekse arkadaşlarımın yazdıkları yazılarla değindik. Performans düşüklüğünün yanında taraftarlar ve basketbol şubesi arasında inanılmaz bir gerilim mevcut. Şubeyi yöneten kişiler ve sayın koçumuz ortamı sakinleştirmek şöyle dursun ateşe adeta bidon bidon benzin döküyorlar. Ben de son günlerde “hayalperest” , “basketboldan anlamayan” , “art niyetli” ve son olarak da “yeniçeri” olmakla itham edilen binlerce taraftardan sadece biri olarak bazı sorular sorma ihtiyacı hissettim ve bu yazıyı kaleme aldım. Gelelim sorularıma…


Beşiktaş taraftarı yağmurda, karda, çamurda, trafikte, hafta içi ve hafta sonu ayırt etmeksizin Akatlar’ı son yılların en yüksek doluluk oranına ulaştırdığı için mi suçlu oldu? Kendilerine hiçbir başarı vaat edilmeyen bu sezonda 1000’e yakın kombine aldığı için mi suçlu oldu? Kimseden beş kuruş para almadan tamamen kendi emekleriyle hazırladıkları bayraklarla Akatlar’ı donattığı için mi suçlu oldu? Kendi hazırladıkları pankartlarla Akatlar’ı süslediği için mi suçlu oldu? Günlerce uyumadan çalışarak hazırladıkları devasa pankartlarla yaptığı tribün şovları yüzünden mi suçlu oldu? Her maç takımını destekleyip ateşlediği için mi suçlu oldu? Ailelerinden, arkadaşlarından, işlerinden, hayatlarından fedakarlık edip hiçbir deplasmanda takımı yalnız bırakmadıkları için mi suçlu oldu? Lisanslı ürünlere hücum ettiği, satış rekorları kırdırdığı için mi suçlu oldu? 40 dakikanın 39’u takıma sonsuz destek veren taraftar maçın koptuğu son dakikalarda gidişattan sorumlu tutuğu sayın Ahmet Kandemir’i istifaya davet ettiği için tüm bu yapılanlar bir kalemde silinip atılıyorsa ortada ciddi bir problem vardır.


Sayın Ahmet Kandemir yaklaşık 2 senedir görevde. Bu süreç boyunca takıma teknik ve taktik açıdan en ufak bir katkıda bulunmadı. Kendisinin Beşiktaş Başantrenörü olarak kayda değer bir başarısı da yok. Tüm bunları göz önünde bulundurarak Beşiktaş taraftarı kendisini gayet saygılı bir şekilde istifaya davet etti. Kandemir’i istifaya davet eden taraftara satışı kapalı kapılar ardında “halledilen” malum bölgeden ana avrat küfür edenler kimler ve bu hakkı nereden veya kimden buluyorlar? Ahmet Kandemir bugüne kadar kendisini istifaya davet eden taraftarları oturup dinlemeden yaftalama hakkını nereden veya kimden buluyor? Ahmet Kandemir kendisini eleştiren taraftarlara “Evimin adresini vereyim orada eleştirsinler.” gibi profesyonellikten uzak açıklamalar yapma hakkını nereden buluyor? Madem öyle evinin adresini niye hala söyleyemedi? Yine Ahmet Kandemir Paris maçında kendisine tek kötü söz söylemeden istifaya davet eden taraftarlara eliyle – ben hafifleterek söylüyorum yoksa yaptığı şey çok daha ağırdı- “Hadi oradan!” hareketi yapmayı nereden buluyor? Sayın yöneticilerimiz kendilerine yapılan en ufak bir eleştiriyi dahi kabul etmezlerken kendileri taraftara en ağır eleştirileri yapma hakkını nereden buluyorlar? Sayın Basketbol Direktörümüz Yiğiter Uluğ taraftarı bölüp sınıflandırıp yaftalama hakkını nereden buluyor? Taraftarın el emeği göz nuru pankartların ne sebeple artık Akatlar’a asılması yasaklanıyor? Önceden asılan pankartlar nasıl esrarengiz bir şekilde kayboluyor?


Her yenilginin ardından gelen “Bütçe yok.” açıklaması artık yetmedi mi? Basketbolun yıllardır içinde olan sayın Ahmet Kandemir ve sayın Yiğiter Uluğ bütçenin her şey olmadığını hala fark edemediler mi? Zira taraftar bu durumun fazlasıyla bilincinde. Euroleague’te Cska Moskova ve Real Madrid gibi dev bütçeli takımlar yıllardır finallerde kendilerinden çok daha az bütçeli takımlara mağlup oluşunu eminim izlemişlerdir. Görmedilerse o kadar uzağa gitmeye de gerek yok. Ligimizde her yıl basketbola milyonlarca döken Anadolu Efes son yıllarda ne Avrupa’da ne ligde kayda değer bir başarı sağlayamadı. O da yetmiyorsa bizimle hemen hemen aynı bütçeye sahip Karşıyaka’nın yaptıkları ortada. Hani Eurocup’ta da bizimle aynı grupta olan ve 6’da 6’yla yoluna dolu dizgin devam eden Karşıyaka. Tam olarak çıkartamadılarsa Türkiye Kupası ve Cumhurbaşkanlığı Kupası’nın son sahibi diye ipuçları da verebiliriz kendilerine. Yine de daha uzağa gitmeye yok. Kulüp içerisinden de örnekler verebiliriz. Şartları malumken tüm kupalara ambargo koyup Beşiktaş’ı Şampiyonlar Ligi’nde temsil eden Hentbol şubesine de bakabilirler. Bu örnekler de yetmediyse şu soruları sorabiliriz. Eldeki bütçenin ahım şahım olmadığı malum ama bu bütçe ne kadar verimli kullanıldı? Sezon başladıktan sonra 2 genç yabancıyı yolladık 3 tane yabancı oyuncu aldık. Lisansları için federasyona ekstra ödediğimiz bir para da mevcut. Yerli transferlerimizse Engin hariç skandal. Bonservis verilip alınan Doğan’ın katkısı malum. Caner Erdeniz süre bile alamıyor. Bütçenin büyük kısmını kaplayan Kerem Tunçeri’den aldığımız katkı yok denecek kadar azken üstüne bir de sakatlandı. Tüm bu yanlışlar ortadayken kalkıp nasıl bütçeyi bahane edebilebiliyor? Beşiktaş basketbol şubesindekiler, yöneticisinden koçuna, kendi şapkalarını önüne alıp düşünmekten, hatalarını görmekten neden bu kadar korkuyorlar? Kendi hatalarını niye taraftardan çıkartıyorlar? NCAA’den oyuncu bulmasıyla “ünlü” Ahmet Kandemir’in son 2 senede getirdiği 5 yabancı genç oyuncudan 3’ünü hiç şans vermeden yollamasına girmiyorum bile. 



Sayın Yiğiter Uluğ Beşiktaş taraftarının “ligde 10. Bütçeyiz ama sıralamada daha yukarıdayız.” açıklamasından nasıl bir mutluluk ya da teselli bulmasını ümit ediyor? Beşiktaş taraftarından her geçen gün şubeyi küçülten bu açıklamalara nasıl dayanması bekleniyor? Şubeyi yönetenler bugüne kadar hangi elde edilen başarıyı gördü ya da geleceğe dair milyonlarca Beşiktaş taraftarının göremediği neyi gördüler de taraftardan Ahmet Kandemir’e sabretmesini istiyorlar? Her fırsatta dile getirdikleri “Bizim hedefimiz geçen seneyi geçmek.” cümlesi Paris’e yenilip Eurocup’tan elenmekle yalan oldu. Şimdi ki hedefleri ne? Taraftar “ilk 4” derken “Euroleague” derken ve üstelik bunun için de önemli bir fırsat varken şube neden ısrarla hedef küçültüyor? Basketbol direktörümüz bile “Öncelik stat yapmak.” derken taraftarın basketbola ne kadar önem vermesini bekliyorlar? Yöneticilerin görevi transferde önceliği para alamadığında ses etmeyecek oyunculardan yana kullanmak yerine basketbol şubesinin parasının basketbol şubesinde kalmasını sağlamak değil mi? Milyonlarca insanın hayalini kurduğu mevkilerde oturan, çalışan insanlar olarak koçun, basketbol direktörünün ve yöneticilerin görevi bahaneler üretmek mi yoksa sorunlara çözüm bulmak mı? Ortamı sakinleştirmek varken neden sürekli gergin ve sert açıklamalar da bulunuyorlar?


Her geçen gün basketbola olan ilgisini arttırıp bu konuda kendisini geliştiren Beşiktaş taraftarının hak ettiği şube bu değil. Beşiktaş basketbolunun potansiyeli bu değil. Beşiktaş kendisinden çok daha yüksek bütçeli 3 Euroleague takımını play-off’larda peş peşe elemiş, Avrupa’da seyirci rekorunu kırmış, oynadığı her maçı hınca hınç dolurmuş üstelik binlerce kişi bilet bulamadığı için dışarıda kalmış, maçları milyonlarca kişi tarafından heyecanla takip edilmiş bir takımdan bu hallere geldi. Tüm bu gelişmelerden bu işlerdeki payı en düşük olan taraftarı suçlu tutmak abesle iştigaldir. Üstelik bu suçlamaları hemen hemen haftada 3 kez yapmak daha da saçmadır. Beşiktaş taraftarı kendisini böylesine ispatlamışken taraftardan play-off ilk turuyla yetinmesini, ezeli rakipleri tarafından sürekli mağlup edilmesini içine sindirmesini beklemek ne kadar akla yatkındır? Üstelik basketbol direktörümüz hedefini “ Büyükleri zorlamak (!)” olarak belirlemişken rakiplerimizden art arda gelen ağır mağlubiyetleri nasıl hazmetmemiz bekleniyor?



Kulübün yaşadığı zorlukların farkındayız. Beşiktaş taraftarı sabretmesini iyi bilir. Beşiktaş taraftarı için kazanmaktan daha değerli şeyler vardır. Kutsal Beşiktaş forması oyuncuların canlarını dişine takarak verdiği mücadeleden dolayı terle ıslanırsa Beşiktaş taraftarı maçı kazanmasalar da o oyuncuları bağrına basar. Bu yıllardır böyle olmuştur. Ancak ne yazık ki 2015 yılından itibaren Beşiktaş taraftarına ileriye dönük umutlanmak için en küçük bir şey bile vermeyen bir basketbol şubesi mevcut. Bardağın taşmasının asıl sebebi de budur. Fakat Beşiktaş şubesindeki insanlar ısrarla bunu görmemeyi tercih ediyorlar yani taraftarı anlamıyorlar. Açıkçası bu isimlerin arasında Türkiye’nin yetiştirdiği en değerli basketbol adamlarından biri olan, basketbol bilgisi konusunda parmakla gösterilen, yıllarca çok önemli görevlerden alnının akıyla çıkmış, şahsi olarak da bugüne kadar yaptığı bütün yorumları keyifle okuyup dinlediğim sayın Yiğiter Uluğ’un bu denli taraftarı karşısına almasını hayretler içinde takip ediyorum. Üstelik sene başından bu yana yaptığı işler taraftar tarafından fazlasıyla takdir görmüşken… Sene başında Yiğiter Uluğ’un şubeye gelmesini büyük bir şans olarak gören biri olarak onun da yavaş yavaş düzenin bir parçası olması beni çok üzüyor. Umarım kendisi tekrar sene başındaki çizgisine döner ve Beşiktaş basketbolunu layık olduğu yerlere taşır. Sayın Yiğiter Uluğ’a şahsi güvenim hala devam ediyor.


Yazımın sonlarına gelirken Ahmet Kandemir’e de bazı sözlerim olacak. Teknik ve taktik anlamda takıma kattığı herhangi bir şey yok hatta bana göre tabiri caizse takımın çapası konumunda. Sırf bu yüzden bile şimdiye kadar 10 kere istifa etmesi gerekiyordu. Sayın Kandemir “İyi Beşiktaşlı” olduğu için kendisini eleştiren taraftara el hareketi çekmemesi gerektiğini bilmesi lazımdı. Yine kendisini “2 sene oldu senin süren doldu.” şeklinde eleştiren taraftarla “Daha 1.5 sene oldu.” diye dalga geçmemesi gerektiğini de bilmesi lazımdı. Yıllardır basketbol camiasının içinde olan biri olarak zamanında kendisinin de benzer şeyler yazdığı ve eski koçumuz Erman Kunter’i acımasızca eleştirdiği sosyal medyaya kulağını kapamaması gerektiğini de bilmesi lazımdı. Bunları bilmediği gibi açıklamaları git gide daha da çok sertleşiyor. Girdiği yol çok yanlış bir yol. Elbet yollar ayrılacak elbet kendisi Beşiktaş koçu olmayacak. Ancak o noktadan sonra bile bir çok taraftar haklı olarak sayın Ahmet Kandemir’i nefretle anacak. En azından bunu değiştirebilirdi ama ne yazık ki şu saatten sonra bu bile çok zor. Sene sonunda bırakacağını söylemesine rağmen taraftarın kendisine 1 gün daha sabredecek dermanı kalmadı.


Beşiktaş taraftarı olarak bizim beklentimiz Beşiktaş’ın başarılı olması. Beşiktaş’tan bunun dışında başka hiçbir menfaatimiz yok. Beşiktaş yenerse biz de mutluyuz. Umarım Beşiktaş basketbol şubesindeki her birey bunun farkına varır ve taraftarı bir düşman gibi görmekten vazgeçer çünkü unutmasınlar herkes gelip geçici Beşiktaş kalıcıdır. Madem elimizde sadece lig kaldı kenetlenip buna konsantre olalım.

Buğra Uzar

About the author

Kartalbasket

Leave a Comment