Beşiktaş Erkek Basketbol Takımı Röportajlar

ÖZEL – Kartal Özmızrak Röportajı

Written by Sezer Özmen

Kartal Basket olarak sizlere uzun zamandan beri röportaj ile tanıtmak istediğim geleceği oldukça parlak bir altyapı oyuncumuz vardı. Kendisinin adı Kartal Özmızrak. Adı gibi kendisi de kartal hem de karakartal!

Kartal benim dikkatimi ilk olarak Iverson ile maç yaparken çekmişti. Sonrasında ise altyapı maçlarını takip etmeye başladım. Açıkçası sadece Kartal değil diğer oyuncularımız da beni oldukça heyecanlandırdı.

Beşiktaş futbol altyapısında oynayan oyunculara ne kadar çok değer veriyorsak basketbolcu adaylarımıza da bir o kadar değer vermemiz gerektiğini düşünüyorum. Bizim için Muhammed Demirci ne ise Kartal Özmızrak da o olmalıdır.

Sezer Özmen: Kartal öncelikle hoş geldin, bizleri kırmadın ve röportaj teklifimizi kabul ettin teşekkür ederiz.

Kartal Özmızrak: Hoş bulduk.

S.Ö: Basketbol hayatına nasıl başladın? Bu yeteneğini nasıl keşfettin?

K.Ö: Basketbol hayatıma aslında baya küçükken başladım. Anaokulundayken spor yaptırıyorlardı bize. O sırada basketbol topu gelmiş bana, ben de atmışım çembere bir iki tane. Annemlere haber yollamışlar yetenekli diye. Annemler de beni basketbola başlatmış. İlk olarak 4 yaşındayken Tofaş’ta başladım basketbola. Ondan sonra İdealtepe Spor Kulübü’nde devam ettim. Orada kendimi geliştirdim. Aytekin Hocam vardı, bana ilk temel bilgileri o öğretti. Sonra yine Tofaş’a geçtim ben ve uzun süre Tofaş’ta oynadım. Dört yıl önce de Beşiktaş’ın minik takımında Cemal Abi ile devam ettim ve o gün bugündür Beşiktaş’tayım.

S.Ö: Aslında aileden gelen bir Beşiktaşlılığın var senin ama nasıl Beşiktaşlı oldun merak ediyorum.

K.Ö: Doğdum ve bana direk Beşiktaşlısın demişler zaten Kartal ismim. O yüzden yapacak bir şey de yoktu yani.

S.Ö: Seçim şansı tanınmamış.

K.Ö: Seçme şansım yoktu ama olsaydı ben yine Beşiktaş’ı seçerdim.

S.Ö: Beşiktaş taraftarı olarak nasıl birisin peki? Maçlara geliyor musun peki hem futbola hem basketbola?

K.Ö: Beşiktaş taraftarı olarak maçlara baya geliyordum, tribünü seviyorum da kızdılar antrenörler bana o yüzden geri çekilmek zorunda kaldım.

S.Ö: Neden kızdılar peki?

K.Ö: “Sen taraftar mısın yoksa sporcu musun?” dediler. Sporcu olduğum için…

S.Ö: Hem sporcuyum hem taraftarım deseydin.

K.Ö: Küçükken öyle diyordum ama artık olmuyor.

S.Ö: Seni tanıyan taraftarlar herhalde Allen Iverson’ın imza töreninde onla yaptığın maçta tanımıştır ilk olarak. O gün senin için nasıldı ve neler hissettin Iverson ile beraber oynarken?

K.Ö: O gün baya heyecanlıydım aslında sonuçta karşınızdaki Allen Iverson yani NBA tarihinin sayılı oyuncularından. Büyük bir heyecandı benim için büyük bir onur ve gururdu. Çok mutlu oldum. Herkese böyle bir fırsat gelmez.

S.Ö: Peki Allen Iverson hakkındaki düşüncelerin neler? Bu sene kötü bir sakatlık yaşadı takımdan ayrı kaldı. Önümüzdeki sezon için de durumu belirsiz.

K.Ö: Allen Iverson’ın kalıp kalmayacağı hakkında bir bilgim yok ama kalırsa Beşiktaş için iyi olur. Sonuçta Allen Iverson dünya yıldızı ve herkes için de bir onur Beşiktaş’ta olması. Karşı tarafta rakip Allen Iverson’a baktığı zaman “Ben bu adamı televizyondan izliyordum” diyip bir geri çekilme durumu vardır.

S.Ö: Ben de sana katılıyorum, umarım seneye tekrar bizle beraber olur. Hem genç takımda hem de yıldız takımda oynuyorsun. Türkiye Şampiyonasında genç takımda Fenerbahçe’ye çeyrek finalde, yıldız takımda ise Galatasaray’a yarı finalde elendiniz. Açıkçası ben genç takımdaki bu sonucu bekliyordum ama yıldız takımda finale çıkıp şampiyon olmanızı bekliyordum ve istiyordum da ama olmadı sen bu alınan mağlubiyetleri neye bağlıyorsun?

K.Ö: Yıldız takımda herkes bizi birinci olarak görüyordu, biz de kendimizi öyle görüyorduk ve şampiyonaya da hırslı, inanmış bir biçimde gitmiştik. Çeyrek final maçında Tofaş’a karşı çok iyi oynadık ama Galatasaray maçında ilk 10 dakika kimse yoktu sahada. Kimse adam bulamadı, müdafa yapamadık, rakip fast break attı bize, onların şutları girdi, bizim şutlarımız girmedi. Rakip oyuncuların maç boyunca üç tane panyalı üçlüğü var mesela bize. Biraz da top onları sevdi. 22 sayı geriden geldik biz Galatasaray maçında ama yapacak bir şey yoktu son topa getirdik maçı ve son top da kaçtı.

S.Ö: Aynen öyle, hem gruptaki Fenerbahçe maçında hem de yarı finaldeki Galatasaray maçında aynısı oldu. Peki bir yorgunluk var mıydı üst üste maçlar yaptınız her gün?

K.Ö: Yorgunluk vardı bir de ben dinlenemedim pek gençler liginden geldikten sonra ama ne bu ne de hakemler bizim için bir bahane değil. Biz iyi oyuncuysak çıkıp oynamamız gerekir.

S.Ö: Şampiyonlarda hem gençlerde hem yıldızlarda oldukça göze battın, parladın peki seneye A takıma katılma gibi bir durum var mı? Bu konu hakkında Ergin Ataman senle bir görüşme yaptı mı?

K.Ö: Yok hayır, kimse bana öyle bir şey söylemedi.

S.Ö: Altyapı hakkında biraz konuşalım. Beşiktaş altyapısı genelde eleştirilir, pek fazla yetenekli oyuncu çıkmaz hatta en son Sinan Güler çıktı. Sen ne düşünüyorsun altyapımız hakkında? Yani Beşiktaş altyapısı bir basketbolcu adayı için tercih edilebilecek bir takım mı? Ya da sen “Ben Beşiktaş altyapısına geldiğimde belli bir noktadaydım ve benim bireysel çalışmalarım haricinde koçun, teknik heyetin yardımı ile önemli bir ilerleme kaydettim. Bana çok şey kazandırdı.” diyebiliyor musun?

K.Ö: Bir kere bizim koçlarımız çok kaliteli ve hepsinin çok iyi basketbol bilgileri var. Bir de yani Efes, Fenerbahçe ve Beşiktaş bu üç takım basketbolda ekol ve Türkiye’de en iyi takımlar bunlar. Ben gençlerin yerinde olsam bu üç takımdan birine giderdim ama benim için pek fazla seçenek şansı yoktu.

S.Ö: Sen duygularında hareket ettin demek ki. En doğrusunu yapmışsın.

K.Ö: Evet öyle oldu. Beşiktaş iyi baya yani basketbol konusunda. Bu yıl baya bir ilerleme yaptık. Geçen sene ne genç erkek ne

küçük erkek şampiyonaya gidememiştik, sadece yıldız erkek gitmişti.

S.Ö: Katılıyorum sana. Ben özellikle yıldız takımının kadrosunu çok beğeniyorum ve gelecekte bu takımdan A takıma çok iyi basketbolcular kazandırılacak. Bunların içinde sen de varsın.

K.Ö: İnşallah. Daha çok erken bizim için. Önümüzde uzun yıllar var ama inşallah dediğin gibi olur.

S.Ö: Milli takıma da seçildin. Önümüzdeki hafta kampa katılacaksın. Gerçi daha önce milli formayı giydin, nasıl bir duygu bu senin için?

K.Ö: Milli takım ayrı bir onur, Türk bayrağını, ay yıldızı taşıyoruz. Herkesin içinde bir heyecan olur milli takıma gittiğinde. Bende de bu heyecan var. Bileğimde bir sakatlık var, şişkinlik var ama geçer inşallah maçlara kadar ve bana sorun yaşatmaz.

S.Ö: İnşallah, sen de forma giyersin maçlarda. Peki örnek aldığın bir oyuncu var mı yabancı veya Türk?

K.Ö: Chatman. Bana bu soruyu Tbf’de sormuşlardı, yine Chatman cevabını vermiştim. Türklerden de Kerem Tunçeri’yi beğeniyorum. Kerem Tunçeri tam bir basketbolcu saha içindeki davranışları, oyunu, oyuncuları yönetişi… Mükemmel bir basketbolcu bence.

S.Ö: Umarım ikisinden de daha iyi bir basketbolcu olursun. Ben, Chatman’dan daha iyi bir basketbolcu olacağının garantisini de herkese veririm. J Hem basketbol oynuyorsun hem okul yaşamına devam ediyorsun. İkisini birden iyi idare edebildiğini düşünüyor musun? Özel yaşamından tutup da beslenme biçimine kadar…

K.Ö: İyi beslenmeye çalışıyorum yani evde olduğum zamanlar. Olmadığım zamanlar ise lokantaya gidip vücuduma iyi gelecek şeyler yemeğe çalışıyorum. Okul yaşantımda Doğa Koleji bize çok yardım ediyor sporcu olduğumuz için. Derslerimi de en iyi şekilde götürmeye çalışıyorum ama özel hayatıma vakit kalmıyor antremanlardan ve derslerden dolayı.

S.Ö: Teşekkür ederim sohbetin için, umarım seni gelecekte çok iyi yerlerde görürüz.

K.Ö: Ben teşekkür ederim.

Kartal Basket

Röportaj: Sezer Özmen

About the author

Sezer Özmen

Leave a Comment