Beşiktaş Kadın Basketbol Takımı Röportajlar

ÖZEL – Ebony Hoffman Röportajı

Written by Sezer Özmen

Kadın Basketbol Takımımızda son haftalarda işler iyi gitmeye başladı. Kuşkusuz bu son haftalarda performansı övülmeyi hak eden bir isim var ki o da Ebony Hoffman’dır. Sadece aldığımız son 4 galibiyette değil, takımın yenildiği zamanlarda bile yapabildiğinin en iyisini yapmaya çalışan ve gerçek bir Beşiktaşlı gibi yüreğini sahaya koyan isimdi Ebony Hoffman. Artık her şey yoluna girmeye başlamışken ve Fenerbahçe derbisine de sayılı günler kalmışken kendisiyle bir röportaj yapmak istedik ve kendisi bizi kırmadı, takım hakkındaki tüm konulara açıklık getirdi.

Sezer Özmen: Firstly, we can say that you’re really experienced basketball player. You’ve played for Indiana Fever and Los Angeles Sparks. Before you came to Besiktas, what were you thinking about the team? How did you decide to join Besiktas? Because I think you knew that Amber Harris and Jantel Lavender have left the team why they couldn’t get their money. That looks a bit bad reference for Besiktas.

(İlk olarak, gerçekten tecrübeli bir basketbol oyuncusu olduğunuzu söyleyebiliriz. Indiana Fever ve Los Angeles Sparks’ta oynadınız. Beşiktaş’a gelmeden önce neler düşünüyordunuz? Nasıl karar verdiniz Beşiktaş’a gelmeye? Çünkü paralarını alamadıkları için Amber Harris ve Jantel Lavender’ın takımdan ayrıldıklarını da biliyordunuz. Bu da biraz kötü bir referans olarak gözüküyor.

Ebony Hoffman: When I heard about the opportunity to be back in of my favorite city’s it was hard to say no. I was originally supposed to be changing with Amber Harris but when I arrived was informed that also Jantel would be leaving. I was sad because I know that with her and me we could have done amazing things together, but God makes no mistakes. I was told of the money issues before I arrived and have experienced late payments before, but I was guaranteed that it would not happen again. This is such a BIG club with so much history and I hope that they can reverse the current reputation that they have.

(En sevdiğim şehre dönme fırsatım olduğunu duyunca hayır demek zordu. Başlangıçta Amber Harris’in yerine geldiğimi zannetmiştim fakat İstanbul’a vardığımda Jantel’ın da ayrılacağı da söylendi. Üzüldüm çünkü onla beraber harika şeyler yapabileceğimizi biliyordum ama Tanrı hata yapmaz. para sorunları bana gelmeden önce söylenmişti ve zaten geç ödeme konularında tecrübeliyim, fakat bana bunun bir daha yaşanmayacağı garantisi verildi. Burası büyük bir tarihi olan BÜYÜK bir kulüp ve şimdi sahip oldukları itibarıyla, ismiyle bunu tersine çevirebileceklerini umuyorum.)

S.Ö: The team was going to bad way until 3 weeks ago and then you won four in last 3 weeks. Now you’re preparing yourself for Fenerbahce match. How is winning chance of the team against Fenerbahce and secondly, do you think that we’ll stay in the league?

(Takım 3 hafta öncesine kadar kötü gidiyordu ve son 3 haftada 4 maç kazandınız. Şimdi de Fenerbahçe maçına hazırlanıyorsunuz. Takımın Fenerbahçe’ye karşı bu maçı kazanma şansı nedir ve ligde kalacağınızı düşünüyor musunuz?)

E.H: Yes, our team was doing badly. I think the problem was due to our chemistry the only foreigner that has been here from the beginning is Courtney. Chemistry is everything in basketball, to me it is one of the keys to have a successful team. I also believe that our new coach prepares us in every way for each match and puts each person in a situation where good things can happen. We are preparing for Fener and although we know it will be tough we believe we can beat anybody! I think we will stay in the league and make the playoffs.

(Evet, takımımız kötü bir şekilde gidiyordu. Bence problem bizim kimyamızdan kaynaklanıyordu, başından beri burada olan tek yabancı Courtney’di. Takımın kimyası basketbolda herşeydir, bana göre başarılı olmanın anahtarlarından biridir. Ben hatta yeni koçumuzun bizi her maça her şekilde hazırladığına inanıyorum ve herkesi güzel şeylerin olabileceği pozisyona koyuyor. Fener maçına hazırlanıyoruz ve bu maçın zor olacağını bilmemize rağmen herkesi yenebileceğimize inanıyoruz. Bence ligde kalacağız ve playofflara da gideceğiz.)

S.Ö: If we look at the squad of the team, we can see many talented and experienced players like you. But why is Besiktas here under the league?

(Takım kadrosuna baktığımızda senin gibi bir çok yetenekli ve tecrübeli oyuncu görebiliyoruz. Fakat neden Beşiktaş ligde son sıralarda?)

E.H: We do have so many experienced and talented players but when every month there is a new foreigner it’s sometimes hard for the newcomer to adjust and feel comfortable when majority of the team has been together for 6 months. You have to learn the plays know where players like the ball and how they play so instead of getting in each others way, we’re playing on a string.

(Yetenekli ve tecrübeli oyuncularımız var fakat her ay bir yeni yabancı oyuncu geldiği zaman yeni gelen oyuncu için bazen zor oluyor, takımdakilerin çoğu 6 ayını beraber geçirdikleri zaman adapte olup, rahat hissediyorlar. Oyuncuların topu sevdiği yerleri, nasıl oynadıklarını öğrenmek zorundasınız, bu yüzden farklı yöntemler yerine belli bir kurala göre oynuyoruz..)

 

S.Ö: What’s changed in the team after two coaches? Because everybody knows Sandro Orlando is a good and succesful coach in Europe but he couldn’t be succesful here.

(2 koçtan sonra takımda neler değişti? Çünkü Avrupa’da herkes Sandro Orlando’nun iyi ve başarılı bir koç olduğunu biliyordu fakat burada başarılı olamadı.)

E.H: I think Sandro is a great coach. I played for him in Italy my first year overseas and we won the Italian Cup. Sometimes things just don’t work out, sometimes players don’t respond to some coaches but he never stopped doing his job because of the situation.

(Bence Sandro çok iyi bir koç. İlk denizaşırı yılımda İtalya’da onunla beraber oynadım ve İtalya Kupası’nı kazandık. Bazen bazı şeyler tam yürümüyor, bazen oyuncular bazı koçlara karşılık veremiyorlar fakat o, bulunduğumuz durumdan dolayı hiçbir zaman işini yapmayı bırakmadı.)

S.Ö: Do you think Sandro Orlando whether he has made the true decision.

(Sandro Orlando’nun doğru kararı verip vermediği konusunda ne düşünüyorsun?)

E.H: Sometimes you need to change to try and do everything in your power to make the situation better. I think management was trying to help us find a solution when things were looking bad.

(Bazen durumu daha iyi hale getirmek için herşeyi denemeniz ve yapmanız gerekir. Bence, bazı şeyler kötü görünürken yönetim bize yardım etmek için çözüm bulmaya çalışıyordu.)

S.Ö: You’ve played for Fenerbahce before and now you’re playing for Besiktas in Turkey so you know Turkish Basketball well. According to authority, Turkish Basketball League has been improving fast and they think it’s one of the best leaugue in Europe. Are you agree with this opinion as a player of WNBA?

(Daha önce Fenerbahçe’de oynadın ve şimdi Beşiktaş için Türkiye’desin bu nedenle Türk basketbolunu da iyi biliyorsun. Otoritelere göre, Türkiye Basketbol Ligi hızla gelişen bir lig ve Avrupa’nın en iyi liglerinden biri olduğunu düşünüyorlar. Bu düşünceye bir WNBA oyuncusu olarak katılıyor musun?)

E.H: I think Turkey is the #1 league right now. I think it has passed Russia and Spain as top European league.

(Bence Türkiye Ligi şu an 1. sırada. Türkiye Ligi Avrupa’nın zirvesindeki lig olarak, Rusya ve İspanya ‘yı geçti.

S.Ö: In my opinion if you want to be a good team, you need have good relationships, friendships in the team. How is your connections with your teammates, the coach and the other employees?

(Benim düşünceme göre iyi bir takım olmak istiyorsan, takımda iyi ilişkilerin ve arkadaşlıkların olması gereklidir. Senin takım içindeki arkadaşlarınla, koçunla ve diğer çalışanlarla iletişimin nasıl?)

E.H: You’re right, you must have good friendships to be successful and know that if your in a fight your friends will be right behind you! I love all my teammates and we will fight to the death!!

(Haklısın, başarılı olmak için iyi arkadaşlıklara sahip olmalısın ve eğer bir kavgadaysan onların senin arkanda olacağını bilmelisin. Tüm takım arkadaşlarımı seviyorum ve biz ölümüne savaşacağız!!)

S.Ö: Do you meet with another American players in Istanbul? I think you don’t feel like a stranger or guest here.

(Diğer Amerikalı oyuncularla görüşüyor musun İstanbul’da? Burada kendini yabancı veya misafir gibi hissettiğini düşünmüyorum.)

E.H: I have many friends who play on different teams so when they are in Istanbul we try to meet and have dinner to make sure everyone is doing ok.

(Farklı takımlarda oynayan bir sürü arkadaşım var bu nedenle onlar İstanbul’da oldukları zaman, birbirimizin iyi olduğundan emin olmak için buluşmaya ve akşam yemeğine çıkmaya çalışıyoruz.)

S.Ö: I think the fans of Besiktas don’t support the women basketball team enough. What’s your opinion about that?

(Beşiktaş taraftarının Kadın Basketbol Takımına yeterince destek vermediğini düşünüyorum. Senin bu konudaki düşüncen nedir?)

E.H: I know it’s hard for fans to see your favorite club lose but we really need them there. The fans are our Air, we cannot breathe without them. Sometime when the game is tough and the fans start yelling it gives us extra energy to finish the job! We need them so bad I hope more of them will come support! But i am thankful for the fans that do come every week. We love you!!

(Taraftarların, tuttuğu takımı yenik görmelerinin çok zor olduğunu biliyorum ama onlara burada gerçekten ihtiyacımız var. Taraftarlar bizim havamız, onlar olmadan nefes alamayız. Bazen zor maçlarda taraftar bağırmaya başladığında bu bize işimizi tamamlamak için ekstra enerji veriyor. Onlaar çok fena ihtiyacımız var. Umuyorum daha çok taraftar desteklemeye gelir. Ama her hafta gelen taraftarlara minnettarım. Sizi seviyoruz!!

S.Ö: Do you think if they supported the team, Besiktas would be better than now in the league?

(Takımı destekleselerdi, Beşiktaş’ın ligde daha iyi bir yerde olabileceğine inanır mıydınız?

E.H: I think if we had more fans it would help, but I understand why they don’t want to support a losing team. As you can see we are winning now and we need our fans back.

(Bence daha fazla taraftarımız olsaydı bu yardımcı olurdu ama niçin kaybeden bir takımı desteklemediklerini anlıyorum. Gördüğünüz gibi şimdi kazanıyoruz ve taraftarımızın geri gelmesine ihtiyacımız var.)

S.Ö: Let’s learn about your personel informations. What’s your favorite team in the world? Is it Los Angeles?

(Şimdi de kişisel bilgilerini öğrenelim. Dünya çapında favori takımın hangisi? Los Angeles mı?)

E.H: Yes my favorite team is Los Angeles.

(Evet, benim favori takımım Los Angeles.)

S.Ö: You’ve lived in Los Angeles so you must love Hollywood. Are you interested in movies? If you are interested in movies, what’s your favorite movie and director?

(Los Angeles’ta yaşadın bu sebeple Hollywood’u seviyor olmalısın. Sinemayla aran nasıl? Eğer ilgiliysen en sevdiğin filmi ve yönetmeni öğrenebilir miyiz?)

E.H: Oh yes I love movies. My favorite movie is Harry Potter and my favorite director is Steven Spielberg.

(Evet filmleri seviyorum. En sevdiğim film Harry Potter ve en sevdiğim yönetmen Steven Spielberg.)

S.Ö: Many players like listening the music before the matches. Do you like it and what kind of music do you like?

(Bir çok oyuncu maçlardan önce müzik dinlemeyi sever. Sen de sever misin ve hangi tür müziklerden hoşlanırsın?)

E.H: Yes I listen to music before match. I like to listen to Gospel music makes me think about what is important in life and how to be calm when things get stressful.

(Evet, maçtan önce müzik dinlerim. Gospel müziğini dinlemekten hoşlanırım, hayatta neyin önemli olduğunu ve stresli zamanlarda nasıl sakin kalınacağını düşünmemi sağlıyor.)

S.Ö: What do you do in your free times?

(Boş zamanlarında neler yaparsın?)

E.H: I like to go out to different restaurants and see all of Istanbul. I really love Turkey and think that it’s an amazing place to be besides Los Angeles!

(Dışarı çıkıp restoranlara gitmeyi ve İstanbul’u görmekten hoşlanıyorum. Türkiye’yi gerçekten çok seviyorum ve Los Angeles’ın yanı sıra harika bir yer.)

S.Ö: Have you ever been to a Besiktas football team’s match?

(Daha önce Beşiktaş’ın bir futbol maçında bulundun mu?)

E.H: I have never been to a Besiktas’ football match. I would love to that before the season is over!

(Beşiktaş’ın hiç futbol maçında bulunmadım. Sezon bitmeden gitmeyi çok istiyorum.)

S.Ö: Now we don’t know what we’ll live in the future but if the team stay in the league, do you wanna stay with us next year?

(Şu an gelecekte neler yaşayacağımızı bilmiyoruz ama takım ligde kalırsa sen de bizle kalmak ister misin?)

E.H: I would be honored to be a part of this club again if they want me!

(Eğer beni isterlerse bu takımın yine bir parçası olmak beni onurlandırır.)

Thank you so much for your answers Ebony and I believe Besiktas will be better with your and your friends effort.

(Verdiğin cevaplar için çok teşekkür ederim Ebony ve Beşiktaş’ın, senin ve arkadaşlarının çabasıyla daha iyi olacağına inanıyorum.)

Kartalbasket.org Özel Haberidir. Kaynak Gösterilmeden Kullanılamaz.

Röportaj: Sezer Özmen https://twitter.com/#!/sezerozmen

Çeviri: Sezer Özmen

About the author

Sezer Özmen

Leave a Comment