Beşiktaş Erkek Basketbol Takımı Röportajlar

ÖZEL – Doğukan Şanlı Röportajı

Written by Sezer Özmen

Beşiktaş’ın basketboldaki en büyük geleceklerinden biri… Beşiktaş’ın altyapı haberlerine göz atarken her maçta en skorer oyuncu olarak göze çarpan bir isim… Henüz 17 yaşında, 1.93 boyunda ve 84 kilo… Fanatik Beşiktaşlı ve Los Angeles Lakers hayranı… A Takım formasını giyeceği günden sonra o formayı yıllarca kaptırmayacağına inandığım bir isim, Doğukan Şanlı veya kısa adıyla Dodo.

Sağolsun kırmıyor isteğimi Doğukan, semtimiz Beşiktaş’ta buluşuyoruz ve bize kendini anlatıyor. Taraftarlara da onu daha iyi tanıtmak için önce basketbol hayatının başlangıcını soruyorum.

“8 sene önce bir gün okuldayken Cemal Abi (Cemal Kartal) yanıma geldi ve boyum uzun olduğu için beni seçti, idmana çağırdı denemek için. Öyle başladık açıkçası, 8 seneden beri hala Cemal Abi’yle devam ediyorum.” diyerek Beşiktaş’ta doğup büyüdüğünü belirtiyor.

-ANNEANNEM FENERLİYDİ, BEŞİKTAŞLI YAPTIK-

Kendisi hakkında fanatik dedim ya ondan da şöyle bahsediyor. “Biz ailecek Beşiktaşlıyız. Babam da Beşiktaşlı, ben de doğma büyüme Beşiktaşlıyım. Hatta anneannem Fenerliydi sonradan onu da Beşiktaşlı yaptık. Zaten daha önceden yani basketbola başlamadan önce maçlara falan da gidiyordum. Büyük Beşiktaşlıyız biz. Maçta bir olay oluyor biz evde deliriyoruz, ‘Niye olmadı, atamadı? Niye girmedi?’ falan diye. Sonra Beşiktaş’a gelince de kanım iyice oturdu.”

Sadece futbol ve basketbol maçlarına da gitmekle de kalmazmış Dodo.

“Hentbol, voleybol maçlarına bile giderdim abi ben. Öyle bir Beşiktaşlıyız biz. Maçlara da babamla giderdim. O gün kafamız nereye eserse o tribüne giderdik. Kapalı, Açık farketmez. Babam zaten benden daha fazla maça gider, hiç kaçırmaz. Annem o kadar değil ama ben basketbola başlayınca onlar da izlemeye başladı. Hatta maç izlerken benden önce steps olan pozisyonu yakalar. Anneanem, babaannem bile artık televizyonda bir basketbol maçı görsün beni ararlar maçı izleyip izlemediğimi sorarlar.”

Genetik olarak da basketbola yatkın bir aileden geliyormuş Doğukan Şanlı. Annesi, babası ve dayısı genç yaşlarda basketbol oynamışlar profesyonel olmasalar da. Dayısının ve dedesinin boyu 1.90, babasının boyu 1.84 ve annesinin boyu 1.78′miş.

-HAYATIMDA MEHMET ALİ YATAĞAN GİBİSİNİ GÖRMEDİM-

Geçen sezonlardan açılıyor konu. 2 sene önce Beşiktaş Yıldız Basketbol Takımı ile İstanbul Şampiyonu olan ve Türkiye Şampiyonası’nda yarı finalde şanssız bir şekilde Galatasaray’a kaybeden Dodo, geçen sezon Genç Basketbol Takımı ile Türkiye Şampiyonası gruplarından neden çıkamadıklarını anlatıyor. “Açıkçası geçen sene ilk 3-4′e girememiz çok büyük handikap oldu ve kurada çok geriye düştük. Öyle olunca da çok zor rakipler geldi. Pertevniyal maçına ben çok kafa yormamayı düşünüyordum ama maç öyle bir başladı ki kafamızda ‘Yener miyiz acaba?’ sorusu oluştu. Bu sefer de takım yoruldu çünkü çok bastırdık. Bir de Kartal Özmızrak da olmayınca, A Takım’da olunca ekstra bir skor üretemedik. Mesela Mehmet Ali Yatağan çok fazla potaya bakan bir oyuncu değil, inanılmaz asist yapan bir oyuncu, hatta ben onun gibisini daha önce görmedim hayatım boyunca ama o da potaya bakmıyor fazla. Biz çok zorladık maçı iyi sayı ürettik ama onların da ekstra iyi yönleri vardı ve tutamadık. Son pozisyon, 16 saniye kala hakem inanılmaz bir kararla maçı onlara verdi, o kararı vermese biz maçı alacaktık yani. Ama artık geçmiş geçmiştir.”

-HEDEFİMİZ ŞAMPİYONLUK-

Kendi hedeflerini ve takımının hedeflerinin neler olduğunu soruyorum Doğukan’a. “Her oyuncuya sorsanız, en iyi oyuncu, en değerli oyuncu ödülünü söyler tabi ki ve benim de hedefim en az bir ödülle dönmek, şampiyonaya gittiğimiz takdirde. Ama ondan önce takımın hedefi önemli. Bir şampiyonluk yaşattık şimdi neden bir tane daha olmasın diye soru işareti oluyor. Takımımız çok iyi çünkü. Uzunlarımız çok olmasa da idare ediyoruz, iyi bir takımız, iyi çalışıyoruz. Şampiyonaya da ilk 3′te gidersek iyi bir kurayla belki şampiyonluk için önümüz de açılır. Zaten yavaş yavaş takım oluyoruz, yeni oyuncular geldi takıma başka takımlardan ve alttan gelenler oldu. Yeni yeni alışıyoruz. Geçen sene benim de pek umudum yoktu, 8. oluruz diye düşünüyordum ama bu sene şampiyon olmayı hedefliyoruz.”

Milli Takımlardan açıyorum konuyu ve “Beşiktaş’ta Yıldız Takım kadrosundayken Yıldız Milli Takımı’na seçildin fakat geçen sezon şampiyonada 34.67 sayı ortalamana rağmen Genç Milli Kadrosuna çağrılmadın. Bu durum seni üzdü mü veya birilerine kırıldın mı?” diye soruyorum. “Üzgünüm ama kırgın değilim. Bir bildikleri vardır ki beni almamışlardır. Erhan Abi (Erhan Toker) çok iyi, saygı duyduğum bir antrenör, keza yanında olan Semih Abi (Semih Soğuksu), Polat Abi (Polat Kaya) de öyle. Bunun koçla ilgili olduğunu da sanmıyorum, Erhan Abi de benle konuştu zaten, benim pozisyonumdaki çoğunluktan dolayı beni almadılar yoksa beni almak istiyorlardı. Ben de o sıralar kuvvetsizdim şimdiki gibi kuvvetli değildim, hiç halter yapmamıştım. Öyle olunca da beni en başından kadroya almadılar ki sonra daha çok üzülmemem için. O bakımdan iyi yaptı. Herhangi bir kırgınlığım da yok. Çok saygılıyım ona karşı ve hala da konuşuyoruz. İnşallah bu sene Genç Milli Takıma seçilirim.” diyerek olgunluğunu da gösteriyor Doğukan Şanlı.

Biraz da Beşiktaş altyapısından bahsediyoruz. “Takımdaki arkadaşlık ortamı nasıl ve hocaların hakkındaki görüşlerin neler?” diye soruyorum. “Arkadaşlık ortamı çok güzel takım içerisinde. Mesela ben şimdi seninleyim ve buradan çıkınca takım arkadaşlarımla buluşacağım. Bu hem benim hem de takım için çok önemli. Mesela küçük takım veya yıldız takım idmanı oluyor bizden önce ve biz onlara gidip önerilerde de bulunuyoruz, konuşuyoruz. Sadece kendimizi değil, arkadaşlarımızı da düşünüyoruz. Bizim 93-94 jenarasyonunda böyle bir şey yoktu ama biz diğer arkadaşlarımızla beraber idman yapıyoruz, onlara yardım ediyoruz. Antrenörlerin de zaten hepsi çok iyi. Biz saha kenarda ayrıca çalışırken onlar ‘Gel ben çalıştırayım’ diye teklifte de bulunuyorlar. Hepsi birbirinden değerli, zaten öyle olmasa Beşiktaş’ta olmazlar. Hepsine baktığımızda kariyerleri muazzam. Güven Abi olsun Barış Abi olsun Cemal Abi olsun… Biz onlardan bir şeyler almaya çalışıyoruz onlar da bize vermeye çalışıyor. Şimdi özel idmanlarımız da başlayacak. Onlar da bu idmanlara gelip bize ellerinden geldiğince yardım edecekler. Bir aile gibi güzel bir ortam var takımda.” diyerek takım içerisindeki güzel ortamı bize tarif ediyor Doğukan.

Doğukan ayrıca lise son sınıf öğrencisi ve bu sene üniversite sınavına girecek. Okula pek gitmediğini gülerek söylüyor ve sıradan bir gününün nasıl geçtiğini de şöyle anlatıyor, “Ben çok da çalışan bir öğrenci değilim açıkçası. Daha çok dinlediğini kapan birisiyim, Allah’tan öyle bir özelliğim var yoksa bitmiştim. Özel hayatımla daha çok ilgileniyorum. Basketbol, özel hayat, kız arkadaş… Kız arkadaşımla buluşuyorum, öğleden sonraları idmana gidiyorum, bazen de sabahları okul oluyor okula gidiyorum.”

Doğukan Şanlı aynı zamanda 2 sezondur hazırlık kamplarına götürülen bir genç oyuncu. Geçen sezon Ergin Ataman, bu sezon Erman Kunter onu hazırlık kampına dahil etmişti. Hocaları ve takımındaki ağabeylerinden bahsediyor bize. “Bir kere ikisi de çok değerli antrenörler, kimse onlar için bir laf söyleyemez. İkisi de beni götürdü, onlara çok teşekkür ediyorum. İkisiyle de konuşuyorum. Eksiklerim olduğunu ben de biliyorum onlar da biliyorlar. İkisi de bana çok destek oluyor ne yapıp yapmamam konusunda. Kadroya almıyorlar ama eksiklerim olduğundan almıyorlar. Ben de o eksikleri kapatacağım. İnşallah Erman Hocam da devam eder ona katkı verebileceğimi gösteririm ve beni kadroya alır.”

A Takımda idman yaptığı süre boyunca en beğendiği oyuncuyu soruyorum ve hepsini ayrı ayrı sevdiğini söylüyor. Hepsine ayrı değer veriyor ve ona yardım ettiklerini ve arkadaşlarıymış gibi davrandıklarını anlatıyor Dodo. “En beğendiğim diye bir şey söyleyemem, bütün oyuncular çok iyi oyuncular. Baktığımız zaman Türkler, yabancılar, Christopher, Vidmar, Cevher Abi, Tutku Abi, Muratcan Abi bunların hepsi birbirinden iyi oyuncular. Sağolsunlar bize de çok yardımcı oldular. ‘Bunu yap, şunu yap’ gibisinden bir ortam olmadı. Sanki ben yaşıtlarımlaymışım gibiydim. İdmanlar da hep makarayla geçti gerçekten. Bize tavsiyelerde de bulundular ve bana çok yararı oldu. Onlarla oynamak bana çok şey kattı. İnşallah daha da devam eder bu ortam.”

-BENİ NAVARRO’YA BENZETİYORLAR-

Kendisini oyun tarzı olarak Barea’ya benzettiğimi söylüyorum ve böylece Barea’yı hiç sevmediğini öğrenmiş oluyorum. “Türkiye’den veya yurtdışından, NBA’den örnek aldığın bir oyuncu veya kendi oyun tarzını bir başkasına benzettiğin biri var mı?” diyerek soruyorum. “Beni genelde Navarro’ya benzetiyorlar. Benzemediğim ama inanılmaz sevdiğim bir guard var o da Milos Teodosic. Avrupa’nın bence en iyi guardı diyebilirim. Navarro da çok iyi. Skorer bakımından da benziyor baan ve müdafa da yok benim gibi. Ondan dolayı benzetiyorlar.” diye cevaplarak gülüyor.

-PHIL JACKSON’A TERBİYESİZLİK YAPTILAR-

NBA’deki favori takımını merak ediyorum Doğukan’ın ve soruyu duyar duymaz bekletmeden cevaplıyor heyecanla, “Lakers tabiki de. Kobe nerede ben oradayım. Bir de ben küçüklüğümden beri Kobe ve Nash’i çok severim. Nash de Laskers’a gelince artık Lakers’tan başka bir şey yok NBA’de benim için. Kaybettiğinde üzülüyorum mesela niye kaybeder diye. Playstation’da da oynuyorum NBA ve Lakers’tan başka takım aldığım görülmemiştir daha.” diyerek NBA ve Lakers sevgisini anlatıyor. Lakers’taki koç değişikliği hakkındaki düşüncesini sorduğumda biraz daha ciddileşiyor. “Koç değişikliğinden bence yanlış yaptılar. Çünkü Phil Jackson’ı bekleseler gelecekti onlara. Şöyle bir olay olmuş orada. Pazartesi günü Phil Jackson’la konuşacaklarmış ama başka biriyle anlaşmışlar. Terbiyesizlik yapmışlar aslında. Ben olsam kırılırdım. Daha önce çok başarılı olmuş bir antrenör Lakers’ta ve gidip başkasını getiriyorlar. Şimdi belki Phil Jackson olsaydı, Lakers 70′te 70 gibi bir seriyle gidebilirdi.” diye cevaplıyor ve Phil Jackson hayranlığını vurguluyor.

Son sorumu soruyorum Doğukan’a, “İnşallah buradan Beşiktaş A Takım’ına çıkacaksın, uzun seneler hizmet edeceksin. Bundan sonrası için de büyük hedeflerin var mı? Beşiktaş taraftarı haricinde de Avrupa’da sevdiğin bir taraftar var mı?”

-HEDEFİM EUROLEAGUE-

“NBA için çok büyük bir yetenek olması lazım ve bu yeteneğin ön planda olması önemli. Ben de bu yeteneği görmüyorum kendimde açıkçası. Benim hedefim İspanya’da Madrid’de, Barcelona’da oynamak, Olympiakos’ta oynamak. Mesela Olimpiakos’un sahasında oynamayı çok istiyorum. O sahayı çok seviyorum. İnşallah Beşiktaş’ta devam ederim ve eğer Beşiktaş’taki basketbol hayatım biterse bir Euroleague takımında oynamak isterim. Kariyer hedefim budur. Taraftar olarak da Olympiakos taraftarını çok beğeniyorum. Partizan taraftarının eskisi gibi olduğunu düşünmüyorum. Partizan taraftarı daha saldırgandı, hakemi inanılmaz etkiliyorlardı. Oraya giden yanıyordu ve biz son maçta Partizan’a karşı çok kötü oynadık zaten. Yoksa maçı 30 sayı farkla alırdık iyi oynasaydık. Yani Olympiakos taraftarı bana daha cazip geliyor.” diye konuşuyor ve tüm sorularımızı cevaplıyor Dodo.

Röportaj sonrasında Genç Takım oyuncularımızdan Berkay Demirağ da geliyor yanımıza ve playstationda NBA oynamaya gidiyoruz. İki oyuncuda da acıma yok, Berkay bana 40 küsür sayı fark atıyor normal olarak. Dodo ile Berkay arasında da ilginç bir çekişme var. İkisi de Lakers’ı almak istese de Dodo kapıyor Lakers’ı ve Berkay’ın takımı New York Knicks’i farklı mağlup ediyor. Maç sonu idmana giderlerken Lakers’ı seçme konusundaki komik kavgaları da bitmek bilmiyor.

Röportaj: Sezer Özmen

twitter.com/sezerozmen

About the author

Sezer Özmen

Leave a Comment