Analiz Beşiktaş Erkek Basketbol Takımı

Erken Ama Ciddi Uyarı

Spor Toto Basketbol Ligi’nin ilk hafta karşılaşmasına Ufuk Sarıca’nın “En güvendiğim transferim” dediği Joe Ragland’dan yoksun gelmişti Pınar Karşıyaka, -yeni adıyla- Beşiktaş Sompo Japan deplasmanına.

Az çok tahmin etmenin dışında pota altı oyuncuları çok yumuşak oyunculardan kurulu Beşiktaş’ın, son derece atlet ve takım düzenini geçen yıldan beri bilen Pınar Karşıyaka uzunları karşısında göstereceği performansı merak ediyordum ancak merakım uzun sürmedi. Hava atışıyla beraber ilk hücumu gerçekleştiren Karşıyaka’nın aynı hücumda üst üste aldığı 4 hücum ribaundu bu maçın -hatta önlem alınmazsa bu sezonun- fragmanı gibiydi.

Oyuncu seçimlerinde fikri, transferlerinde ise onayı olduğunu düşündüğüm Henrik Dettmann’ın bu seçimleri hep bir plan doğrultusunda yaptığını düşünmek istedim. Lamont Hamilton’ın sakatlığı sonrası Leon Radosevic’in transferi, hocanın kafasında savunmasıyla öne çıkan ve takımın ribaund yükünü çekebilecek bir uzun oyuncunun olmadığını gösterdi bize. Dün açıkça gördük ki hocanın kafasındaki plan Spor Toto Basketbol Ligi’nin dinamiklerine uygun değil. Üstelik, şampiyonluk yarışında rakibimiz olduğunu düşündüğüm rakiplerin pota altı oyuncularını düşünüldüğünde.

Hep, Henrik Dettmann’ın Beşiktaş’a “Finlandiya basketbolu” oynatacağını düşündük ya, hocanın Finlandiya’nın Eurobasket 2015 performansından ders çıkarmasını beklerdim. Gerald Lee gibi ayakları yavaş ve atletizmden uzak bir pivotla başının nasıl belaya girdiğini hepimiz izlemiştik, özellikle de turnuvadan elenmelerine sebep olan Sırbistan maçında. Miroslav Raduljica, yalnızca ikili oyunlarla Finlandiya karşısında takımının en skorer ismi olurken Gerald Lee karşısındaki performansıyla günün beşine seçilmişti.

Maciej Lampe ve Leon Radosevic’i, Gerald Lee ile bir tutacak değilim elbette ancak ikili oyunlarda ve sırtı dönük birebir oyun savunmasında Karşıyaka pivotları karşısında ne kadar zor durumlara düştüklerini ortadaydı. Karşıyaka rotasyonunda 4. sıradaki genç oyuncu Egemen Güven bile oynadığı sürede pota altımızı domine edip  11 dakikada potamıza 8 sayı bırakıyorsa, bir şeyleri yeniden düşünmekte fayda var.

Profesyonel bir kariyere başlama fırsatını Beşiktaş ile bulmasına rağmen bir türlü verim alınamayan, takımdan ayrıldıktan sonra kendini bulup Türkiye’ye Pınar Karşıyaka formasıyla dönen ve ilk maçında Beşiktaş uzunlarına karşı dominant bir oyun sergileyen Colton Iverson’ın durumu Beşiktaş basketbolunun 2 yıllık özeti gibiydi.

Uzun oyuncularımız atletik özelliklere sahip olmamalarının yanında maalesef hızlı ayaklara da sahip değiller. Ters eşleşmelerin yanı sıra Kenny Gabriel, ilk adımında oyuncularımızı saf dışı bırakabildi, Juan Palacios rahat şekilde kendine şut imkanı yaratabildi. Bu sürede Henrik Dettmann, geçen yıl uzun oyuncuların sakatlığında sıkça kullandığı 4 kısalı sistemi, en azından savunmada Karşıyaka uzunlarına ayak uydurabilecek Tremmell Darden’ı 4 numaraya çekmeyi düşünmedi. Farkın açıldığı son bölümlerde oyuna giren ve artık emeklilik dönemini geçiren İnanç Koç bile uzunlarımızın yanından yürüyerek geçti, 5 sayıyı potamıza bıraktı.

Nate Wolters’ın takıma uyum sağlayamadığı, hücum organizasyonlarına katkı sağlamadan oyunu –bu maçlık- kendisi için oynaması malumunuz. Takıma saha içinde liderlik etmesi beklene Wolters’ın maçı iki asistle tamamlaması da bunun göstergesi.  Aslında bu şaşırtıcı bir durum değil çünkü Beşiktaş iyi bir hazırlık dönemi geçirmedi. Sıradan bir Süper Lig takımının 2 hazırlık turnuvasına katılıp ortalama 10 hazırlık maçı yapması gereken bu dönemde Beşiktaş Sompo Japan rekabet edebileceği hiçbir hazırlık turnuvasına katılmadı ve biri Fin, ikisi Gürcü takımlarıyla toplam 7 hazırlık maçı yaptı. Bunların yalnızca üçünde baş antrenör Henrik Dettmann benchte oturuyordu.

İyi bir hazırlık dönemi geçirmediğini düşündüğüm takımda hücum setlerinin de iyi bir şekilde uygulanması beklenemezdi. Henrik Dettmann’ın genelde oyunu kısa oyuncular üzerinden oynamayı tercih ettiğini biliyoruz ancak Pınar Karşıyaka’nın Kerem Gönlüm’e bile üç sayılık atış hazırladığı bir noktada Maciej Lampe gibi çok yönlü bir uzuna özel bir hücum seti hazırlanmamış olması Lampe’nin oyununu sıradanlaştırdı ve beni son derece hayal kırıklığına uğrattı.

Sezonun ilk resmi maçı ve Leon Radosevic’in 2 aylık bir kontratının olduğunu düşünürsek yukarıdaki sorunların hala tümü çözülebilecek durumda. “Bir musibet bin nasihattan daha hayırlıdır.” derler ya, ben ne kadar yazsam boş; Pınar Karşıyaka maçının ilk dakikasını dikkatlice izleyen biri yapılması gerekenleri çoktan listelemiştir bile.

Saygılarımla…

Yiğit Alp Kalkancı | KartalBasket.Org

About the author

Yiğit Alp Kalkancı

Leave a Comment