Analiz Beşiktaş Kadın Basketbol Takımı

Bu Asla Veda Değil

Written by Kartalbasket

2004-2005 sezonundaki son şampiyonluk, 2006-2007 sezonu finali, 2007-2008 sezonu yarı finali ve sonrasında sürekli baş aşağı giden bir kadın basketbol branşımız vardı malumunuz. Ancak son lig şampiyonluğundan tam 10 sezon sonra takımdan olumlu sinyaller gelmeye başladı. Bu kıpırdanmanın en büyük sebebinin doğru yabancı oyuncu tercihlerimiz olduğunu düşünüyorum. Özellikle Frida Eldebrink önderliğinde geçtiğimiz yıllara nazaran daha kontrollü oynayan bir takım olduk. An itibariyle ligde 15 haftanın sonunda 7 galibiyet 8 mağlubiyetle 6’ncı sırada bulunurken bunları yazmak biraz “Pollyanna’cılık” gibi gelebilir ancak sahada pes etmeyen, zaman zaman çok iyi savunma yapan bu takıma inanmak ve kendilerini desteklemek gerektiğini düşünüyorum. İnanıyorum ki bu sezonun iskeleti gelecek sezona taşınabilir ve özellikle yerli rotasyonu güçlendirilirse bugün kaçırdığımız Eurocup yarı finaline seneye ulaşılabiliriz. Hatta işlerin yolunda gitmesiyle final ve ileriki yıllarda Euroleague gruplarında mücadele edecek Beşiktaş Kadın Basketbol takımı çok uzakta değil. Yeter ki kadın basketbol şubemiz üvey evlat olarak görülmekten çıksın.

Bir parantez de baş antrenörümüz Ömer Buharalı’ya açmak istiyorum. Sene başında göreve getirildiğinde kendisine burun kıvıranlar vardı. Hem Fenerbahçe’nin eski yardımcı koçu olması hem de ilk “head coach”luk deneyimini Beşiktaş’ta yaşayacak olması kendisinin daha göreve başlamadan hedef tahtasına konulmasının sebepleriydi. Ancak Ömer Buharalı bu önyargılı düşünceleri yarım sezonda çürüttü. Uzun zaman sonra yılların kırılgan Beşiktaş Kadın Basketbol takımı klişe tabirle “terinin son damlasına kadar savaşan takım” hüvviyetine büründü. Önümüzde bu olumlu gidişatını pekiştereceği 13 hafta daha var. Temennim ve inancım takımımızın her gün bir basamak daha yukarısı için çabalamaya devam edeceği yönünde.
Bugünkü maça gelecek olursak özetle yine son ana kadar zorladık ama olmadı. Gerek rakibin özellikle hücum ribaundlarındaki üstünlüğü gerekse de %47.1 gibi yüksek 3 sayılık atış yüzdeleri maça bir türlü tutunamamıza sebep oldu. Bir de şu ana kadar takımımızı sürükleyen oyuncuların başında gelen Frida’nın iyi bir gününde olmaması işimizi iyice zorlaştırdı. Tabi Gülşah Akkaya’nın sakatlığından sonra iyice daralan kısa rotasyonumuzda Frida’nın 40 dakika Tuğba Taşçı’nın da 35 dakika oynaması ve bütün bir maçı 6-7 kişilik bir rotasyonla yürütmeye çalışmamız da başka bir olumsuz unsurdu.

Bence artık bu maçı önemli bir tecrübe olarak görüp hızlıca geride bırakılmalı ve ligin kalan kısmına daha da sıkı sarılmalıyız. Zaten bu maçta takımı yalnız bırakmayan ve Akatlar’da güzel bir atmosfer yaratan taraftarın da maç sonu mesajı bu yöndeydi.

Sonuç olarak yıllardır “aman küme düşmeyelim” dediğimiz kadın basketbol takımımız uzun süre sonraki Avrupa macerasından alnının akıyla çıkmıştır. Önümüzdeki tablo seneye de Eurocup’ta mücadele edeceğimiz yönünde. Bu noktada iş önce yönetime düşüyor. Şahsi fikrim kadın basketbolunun ülkemizde diğer branşlara nazaran daha ufak yatırımlarla hızlıca ön plana çıkılabilecek bir branş olduğu yönünde. Artık lütfen kadın basketboluna gereken ilgi, önem verilsin ve bu branşta Avrupa’nın gediklilerinden olalım. İnanın bunu gerçekleştirmek çok zor değil. Hele bir de Hentbolcularımız ve Erkek Voleybolcularımız gibi taşıdığı formanın önemini ve değerini bilen bir iskelete sahipken.

Yusuf Yücel

About the author

Kartalbasket

Leave a Comment